Komplo Teorilerine Neden İnanırız?  

Komplo teorilerine psikolojik bakış

 Yaşar Üniversitesi Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Sinan Alper’in Kadir Has Üniversitesi Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Onurcan Yılmaz’la birlikte kaleme aldığı “Komplo Teorilerine Neden İnanırız? Komplo İnançlarının Psikolojisi Üzerine” isimli kitabı geçtiğimiz ocak ayında yayımlandı. Doç. Dr. Sinan Alper, kitapta insanlığın komplo teorisi üretme alışkanlığını evrimsel ve psikolojik açıdan ele aldıklarını söyleyerek, “Komplo teorileri, büyük çoğunluğu gerçeklikten kopuk ve somut delillere dayanmayan inançlardır. Kendisini tehlikeden korumak isteyen insanlar, ortada büyük bir tehlike olduğuna dair bu rivayetlere kulak kabartırlar ve ciddiye alıyor olmaları da evrimsel açıdan uyumludur. Aksi takdirde gerçek bir tehlikeyi önemsemeyip gözden kaçırma riski doğar. Kitapta, komplo teorilerinin insanlar için neden çok cezbedici olduğunu ele aldık, komplo inançlarını artıran bireysel ve toplumsal faktörleri inceledik ve komplo inançlarıyla nasıl mücadele edilebileceğini tartıştık” dedi.

Tüm dünyayı saran COVID-19 salgınıyla ilgili komplo teorileri hayatın önemli bir parçası haline geldi. Yakın gelecekte dünyada iklim değişikliği sebebiyle ortaya çıkacak krizin veya çıkması muhtemel savaşların benzeri bilgi kirliliklerine yol açabileceği düşünülüyor. Yaşar Üniversitesi Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Sinan Alper’in Kadir Has Üniversitesi Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Onurcan Yılmaz’la birlikte yazdığı kitabı “Komplo Teorilerine Neden İnanırız? Komplo İnançlarının Psikolojisi Üzerine”, 2024 yılının Ocak ayında yayımlandı. İki sosyal psikoloğun insanların neden komplo teorilerine inandığını ve inanmanın nasıl etkileri olabildiği üzerinde durduğu kitap, bu teorilerin üretilme sürecini ve sonrasını evrimsel ve psikolojik açıdan ele alıyor. Gerçek hayattan kesitlerin yer aldığı kitapta komplo inançlarıyla nasıl mücadele edilebileceği de anlatılıyor. İnsanların neden komplo teorileri ürettiğini anlatan Doç. Dr. Sinan Alper, “Komplo teorileri bir grup insanın gizlice ve kötücül amaçlarla bir plan çerçevesinde hareket ettiğine dair inançlardır. Her komplo teorisi yanlış değildir. Tarihte bazılarının doğru olduğu da ortaya çıktı. Ancak büyük çoğunluğu gerçeklikten kopuk ve somut delillere dayanmayan inançlar. Kendisini tehlikeden korumak isteyen insanlar, ortada büyük bir tehlike olduğuna dair bu rivayetlere kulak kabartırlar ve ciddiye alıyor olmaları da evrimsel açıdan uyumludur. Aksi takdirde gerçek bir tehlikeyi önemsemeyip gözden kaçırma riski doğar” dedi.

BELİRSİZLİĞİ SEVMEMEK VE ÖRÜNTÜ ARAMA İHTİYACI

 Komplo teorilerine yönelik inançları artıran faktörlerin altını çizen Doç. Dr. Alper, “Hem bireysel hem de toplumsal faktörlerin etkili olduğunu biliyoruz. Bireysel faktörler genelde akıl yürütme biçimleriyle ilgili. Rasyonel, derinlemesine düşünemeyen, bilimsel akıl yürütme becerisi konusunda zayıf olan bireyler komplo teorilerini daha kolay kabul ediyor. Bizim insanlar olarak belirsizliği sevmememiz ve kaosta bile bir örüntü arama ihtiyacımız da önemli bir rol oynuyor. Tabii bir de toplumsal faktörler var. Diğer insanlara olan güveni düşüren eşitsizlik, yolsuzluk gibi toplumsal faktörler komplo inançlarını artırıyor.” diye konuştu.

“İKLİM KRİZİYLE İLGİLİ KOMPLO TEORİLERİNİ SIK SIK GÖRECEĞİZ”

 Komplo teorilerinin sebep olduğu tehlikelerden örnekler veren Doç. Dr. Alper, şunları söyledi:

“COVID-19 pandemisinde bu tehlikelerin bazılarını gördük. Komplo inançları arttıkça insanların aşı olma ve maske takma niyetleri düştü. Yakın gelecekte iklim krizinin aslında var olmadığını veya abartıldığını iddia eden komplo teorilerini sık sık göreceğiz. Bu da alınması gereken önlemleri sekteye uğratabilecek. Komplo teorilerinin siyaset dünyasını da oldukça etkileyebildiğini biliyoruz. Hem ülkemiz hem de dünya siyasetinde siyasetçiler, rakipleri hakkında komplo teorilerini propaganda amacıyla kullanabiliyor.”