Çok çalışma verimli çalışmak değil
9 Şubat 2017Paylaş

Çok çalışma verimli çalışmak değil

 Uzmanlar, anne babaların, çocuklarını körü körüne saatlerce ders çalışmaya zorlamaktansa verimli çalışmaya yönlendirmeleri için uyarıyor…

Yaşar Üniversitesi Yenilikçi Öğretme ve Öğrenme Birimi Koordinatörü, İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Çağrı Özköse Bıyık, öğrenci başarısının; öz farkındalık, öz düzenleme, yaratıcılık, merak, sosyallik, empati gibi becerilerden geçtiğini belirtti. Bunların farkında ve bu özelliklere sahip olanların, yalnızca derslerde değil hayatta da başarılı olacağını ifade eden Yrd. Doç. Dr. Özköse Bıyık, “Bir insanı başarıya taşıyan en önemli faktörlerden biri, öz düzenleme mekanizmalarının gelişmiş olmasıdır. Öz düzenleme, kişinin, öğrenmesini kontrol edebilmesi, izleyebilmesi ve gerekli düzenlemeleri yapabilmesidir. Bunları yapabilmesi için öğrencinin, kendini tanıması, güçlü ve zayıf yönlerinin farkında olması gerekir. Öz düzenlemesi gelişmiş olan öğrenciler; hedef ve standart belirlemede iyidir, motivasyonlarını ve hislerini kontrol etmeyi başarabilir, ne zaman yardıma ihtiyacı olduklarını iyi takip eder ve gerektiğinde yardım istemeyi bilirler” diye konuştu.

Yrd. Doç. Dr. Çağrı Özköse Bıyık-Yaşar Üniversitesi Yenilikçi Öğretme ve Öğrenme Birimi Koordinatörü, İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi

GÖZÜ KİTAPTA, AKLI TELEFONDA OLMAMALI

Anne babaların, çocuklarını saatlerce ders çalışmaya zorlamaktansa verimli çalışma stratejileri geliştirmeleri noktasında onlara yardımcı olmasının çocuklarının, “hayat boyu öğrenme” ve başarılı bireyler olma yolunda daha sağlam ilerlemelerini sağlayacağını vurgulayan Özköse Bıyık, “Bu noktada, pek çoğumuzun yaşantısında tanık olduğu, ancak ne olduğunu tanımlamakta zorlandığı bir kavrama değinmek gerekiyor. Bir öğrenci, saatlerce bir sınava çalıştığında çalıştığı her şeyi öğrendiğini zannedebilir.  Halbuki kendi öğrenmesini, konuyu anlayıp anlamadığını kontrol etmeden saatlerce bir sınava çalışmak, aslında etkili bir yöntem olmayabilir. Ne bildiğini ya da bilmediğini bilmeden, körü körüne saatlerce çalışan öğrenci, aslında çok iyi anlamadığı konuların ustası olduğu yanılgısına düşebilir” diyerek bu kavramın ‘öğrenme yanılgısı’ olarak geçtiğini ifade etti.

Ebeveynlerin, çok çalıştığı halde istediği başarıyı elde edemeyen çocuklarına, kendilerini tanımaları ve kullandıkları stratejileri gözden geçirmeleri konusunda destek olması gerektiğini belirten Çağrı Özköse Bıyık, “Zamanlarını ve kaynaklarını etkili kullanıp kullanmadıklarını sorgulamalarına ön ayak olabilirler. ‘Çok çalıştım ama yine düşük not aldım’ diyen bir çocuk, muhtemelen ya çalıştığı zamanı verimsiz geçiriyor ya da yanlış stratejiler kullanıyordur.  Örneğin, bir konuyu okurken aslında akıllı telefonunda arkadaşıyla yaptığı sohbeti ve arkadaşının ne cevap yazacağını düşünüyordur” dedi. 

Başarılı bir birey olmada öz düzenleme kadar bireyin kendi düşünme ve öğrenme yollarının farkında olması ve kendi öğrenmesini etkili olarak düzenleyebilmesi anlamına gelen “yürütücü bilişin” de gelişmesinin önemli olduğunu belirten Özköse Bıyık, “Yürütücü bilişi gelişmiş bir öğrenci, çalışırken sayfa kenarlarına not alarak mı, konunun özetini çıkararak mı, konuyu hatırlamasını sağlayacak çeşitli yöntemler geliştirerek mi daha iyi öğrendiğinin farkında olur. Yapması gereken işin veya ödevin yaklaşık ne kadar zaman alacağını doğru tahmin eder ve gerçekçi planlama yapar. Başarısızlık karşısında pes etmektense nerelerde hata yapmış olabileceğinin üzerinden geçer, stratejilerini gözden geçirir, gerekirse yeni stratejiler dener. Bu nedenle, yürütücü bilişin gelişmesi ve akademik başarının artması arasında doğru orantı vardır” şeklinde konuştu.

HEM DİZİ İZLEYİP HEM KİTAP OKUYAMAZSINIZ

Öğrenme kuramlarından biri olan bilgi işleme kuramına göre, yalnızca dikkat gösterilen bilginin bellekte yer edinme şansı olduğunu kaydeden Yrd. Doç. Dr. Özköse Bıyık, “Maalesef, dikkatin, sınırlı bir kapasitesi var.  Yürürken sakız çiğneyebilirsiniz ya da bisiklet sürerken müzik dinleyebilirsiniz belki ama aynı anda hem dizi izleyip hem kitap okuyamazsınız. Ya da ders çalışırken bildiğiniz bir şarkıyı dinlerseniz beyniniz sizi yönlendirir ve otomatikman sözlerini içinizden de olsa mırıldanmaya başlarsınız. Birinden birine yeterince dikkatinizi vermiyorsunuz demektir” diyerek insan beyninin, aynı anda, konsantrasyon gerektiren birden fazla bilişsel etkinliğe dikkat edebilecek kapasitede olmadığını söyledi.

SAATLERCE DERS YERİNE ÖĞRENME

Anne babaların yapması gerekenin, çocuğunu saatlerce odasında çalışmaya veya ödev yapmaya zorlamak yerine, uzun vadede başarılı olabilmesinin, onun öz düzenleme ve yürütücü bilinç gibi mekanizmalarının ve becerilerinin gelişmesinden geçtiğini bilmeleri olduğunu söyleyen Özköse Bıyık, “Bu beceriler, yaş ilerledikçe daha çok gelişir ve çocuklar daha çok kendilerinin farkına varır. Ödevlerini yapması için sürekli hatırlatılan çocukların öz düzenleme becerisinin gelişmesi güçtür. Anne babalar bunun farkında olarak hareket etmelidir. Örneğin, saatlerce tarih çalıştığı halde girdiği bir sınavda düşük not alan bir çocuk, anne babasıyla yapacağı bir müze ziyaretinde edineceği bilgiler sayesinde hem sosyalleşmiş olacak hem de belki daha fazla şeyi öğrenmiş olacaktır” dedi.