Siber Hijyen Kişisel Hijyen Kadar Önemli

Korona virüs salgını tüm dünyayı etkisi altına alırken bu dönemde en büyük önceliğimiz şüphesiz hijyen. Kişisel olarak el yıkamadan maske takmaya kadar birçok hijyen önlemi aldığımızı belirten Yaşar Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ahmet Koltuksuz, bilgisayar, telefon ve tablet kullanımında “siber hijyen”in hayati önemde olduğunu belirterek, “Sağlığımız için kişisel hijyen ne kadar önemliyse bilgi güvenliğimiz için siber hijyen o kadar önemli” dedi.

21’nci yüzyılda dünyanın en değerli servetinin bilgi olduğunu ifade eden Yaşar Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ahmet Koltuksuz, “Dolayısıyla bilgi/verinin güvenliğini sağlamak da aynı biçimde önemli ve gerekli. Sağlığımız için kişisel hijyen ne kadar önemliyse bilgi güvenliğimiz için siber hijyen de o kadar önemli. Özellikle de işi, eğitimi evden yürüttüğümüz, internet kullanımımızın kat be kat arttığı bu dönemde” diyerek vatandaşları bu yönde önlemler almaya davet etti.

Doç. Dr. Ahmet Koltuksuz-Yaşar Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi

BİLGİ GÜVENLİĞİMİZ İÇİN NELER YAPILMASI GEREKİYOR?

Siber hijyen için şu anda yapılması gerekenleri anlatan Doç. Dr. Koltuksuz, “Çevrimiçi uygulamalarının internet üzerinden bu tip bir karantinada kullanılmasının tarihte bir örneği yok. Çocuklarımız hem ders çalışmak hem de sosyalleşmek adına, bizler de iş ve benzer sebeplerle cep telefonu, tablet ve bilgisayarları yoğun biçimde kullanıyoruz. Bu iletişim-bilişim teknolojisi cihazlarının siber hijyeni çok önemli. Antiviral yazılımlar kullanarak cihazları koruma altına almamız gerekiyor. Çocuklarımıza bilmedikleri, alışık olmadıkları ve ders notu, kitap, film, müzik gibi bilişim nesnelerini bedava olarak vereceğini vaat eden çevrimiçi kişilerden, web sitelerinden, çevrimiçi reklamlardan uzak durmalarını hatırlatmamız lazım. Instagram, facebook, whatsapp gibi sosyal medya uygulamalardan gelebilecek tehditlere karşı da bilgilendirmeliyiz. Aynı biçimde, alışveriş sitelerinden gelebilecek saldırılar, kimlik hırsızlığı ve bilgi hırsızlığı saldırılarına karşı da bilinçli olmamız gerekiyor. Çevrimiçi alışverişlerde sitelerin güvenilirliğine dikkat etmemiz gerektiği gibi ödemeleri de sanal kartlarla yapmaya çalışalım. İnternet bağlantımızı; güvenlik duvarı aracılığı ile korumalı, internet çıkışını sağlayan modem şifrelerimizi de sağlamlaştırmalıyız. Bilgisayar korsanlarının faydalanabileceği güvenlik açıklarına karşı korunmak için yazılımlarınızı güncel tutmalıyız. Yapılması gereken daha birçok husus bulunuyor, ancak bu maddeler ilk aşamada yapılması gerekenlerden bazıları” diye konuştu.

TEKNOLOJİ VE YAZILIMLARI BİZİM ÜRETMEMİZ ŞART

Korona virüs nedeniyle sıklıkla kullanılmaya başlayan çevrimiçi uygulamaların, tüm dünyayı hazırlıksız yakaladığını belirten Doç. Dr. Koltuksuz, “Lakin bu süreç kısa sürede geçecek gibi durmuyor, hatta 3-5 ay içinde geçse bile yenileri tekrar tekrar gündeme geleceğinden, Türkiye olarak bu alanda bir an önce yerli-milli üretime geçmemiz zorunlu. Sürecin güvenli yürüyebilmesi için her şeyden önce, çevrimiçi toplantılar, oturumlar ve dersler için kullanılacak yazılımı; yerli ve milli olarak bizim üretmemiz gerekiyor. Sonrasında, halen kullanımda olan iletişim altyapısını oluşturan ağ donanım sistemlerini, yapabildiğimiz kadar yerli-milli üretmeliyiz. Hepsinin de üzerinde, kendi ürettiğimiz iletişim uydumuz üstünden bunları gerçekleştirmemiz lazım. Gerek donanım gerekse yazılım alanında kullanmakta olduğumuz ve bilimi, teknolojisi, üretimi başkalarına ait olan iletişim bilişim teknolojilerini kullandığımız sürece, asla istediğimiz kadar güvende olamayız. Bu anlamda yerli ve milli üretim, stratejik öneme sahip” dedi.

EBA SİBER TEHDİTLERDEN EN UZAK ORTAM

Ülkemizde ilk ve ortaöğretimde uzaktan eğitimde kullanılan Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı EBA sistemi ile ilgili de değerlendirmede bulunan Ahmet Koltuksuz, “Şu an için en güvenli, siber tehditlerden en uzak ortam hiç şüphesiz EBA. Çevrimiçi ve etkileşimli olduğunda, siber tehditlerle de yüz yüze gelmesi kaçınılmaz olacaktır. Ancak EBA yazılımı, yerli ve milli olarak geliştirildiğinden, siber tehditlere karşı gereken önlemleri alma, güvenli biçimde ortaya çıkarma imkan ve kabiliyetimiz de var” diye konuştu.

SİBER GÜVENLİK EĞİTİMİ OLMALI

Özellikle çocukların, bu dönemde daha fazla dikkat edilip siber tehditlere karşı korunması gereken kesim olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Koltuksuz, “Kullandıkları yazılım, sahip oldukları cep telefonu, tablet, dizüstü, masaüstü bilgisayarlar, bu donanımlar ile eriştikleri sunucular, kullanılan iletişim altyapısı gibi devasa geniş iletişim bilişim teknolojilerinden bahsediyoruz. Farklı sorunlar ve güvenlik tehditleri söz konusu olabilir. Ailelerin yanı sıra yanı sıra eğitimcilere, siyasetçilere, hukukçulara, bu alanda çalışan herkese birçok sorumluluk düşüyor. Ama her şeyden önce siber tehditlere karşı bir bilinçlenme gerekiyor, sonrasında da kademe kademe hepimizin yapması gereken birçok iş var. Örneğin;  4. sınıftan itibaren çocuklarımızı siber güvenlik konusunda eğitmeye başlamalıyız. Öte yandan stratejik önemdeki yerli ve milli yazılım/donanım üretiminin yapılabilmesi için dünya standartlarında eğitim almış mühendisleri yetiştirmemiz lazım. Kısaca ülkemizdeki herkesin bu işe gönül vermesi gerekmektedir” dedi.