Serdar Akar Yaşar Üniversitesi’nin konuğu oldu

Serdar Akar- Yönetmen

Türk Sineması’nın önde gelen yönetmenlerinden Serdar Akar, Yaşar Üniversitesi Film Tasarımı Bölümü’nün konuğu oldu, deneyimlerini öğrencilerle paylaştı.

YENİ ASIR SARMAŞIK EKİ- 31 Aralık 2013

‘Kurtlar Vadisi Irak’, ‘Gecenin Kanatları’, ‘Behzat Ç. Seni Kalbime Gömdüm’ ve ‘Behzat Ç. Ankara Yanıyor’ gibi büyük gişe başarısı elde eden filmlerin yönetmeni Serdar Akar pek çok filmden de para kazanamadığını itiraf etti. Yaşar Üniversitesi Film Tasarımı Bölüm Başkanı Prof. Dr. Şefik Güngör tarafından organize edilen söyleşide Film Tasarımı Bölümü Öğretim Üyeleri Yrd. Doç. Dr. Sevcan Sönmez ile Araştırma Görevlisi Dilara Balcı ve Zeynep Oral da görev aldı. Yrd. Doç. Dr. Sevcan Sönmez ile genç sinemaseverlere tavsiye niteliğinde bir sohbet gerçekleştiren yönetmen Serdar Akar sorulara içtenlikle cevap verdi.

Serdar Akar- Yönetmen
Serdar Akar- Yönetmen

– Serdar Akar için sinema neyi ifade ediyor?
– Bir film setine gittiğiniz zaman orada bu işi yapmak istemeyen biriyle karşılaşamazsınız. Çünkü sen bu işi yapmak istemiyorsan, bu iş de seni hiç ama hiç istemez. Örneğin her meslek dalında istemeden çalışan insanlar vardır; doktor olmuştur ama istemeden okumuş ve bu işi sırf iş olsun diye zevk almayarak yapıyordur. Ancak sinema için bu imkansızdır. Sinema sektöründe olmak şöyle bir şeydir: Sırf sen istediğin için değil, o seni istediği için yani bu meslek de seni istediği için oradasındır. Sinema seni istemezse sen ne kadar uğraşırsan uğraş başarılı olamazsın. Bir taraftan da sinema sektöründeki bir insan için mesleği onun hayat tarzı olmak zorunda. Çünkü sinema bir yandan da hayatın en çok içinde olan bir sanat dalı. Günlük yaşamımızda yönetmenler olaylara bakarken ondan bir film çıkar mı diye bakar. Ayrıca sinema hayatın kendisini de taklit eden bir sanattır. Sokakta yürürken bile işinin, mesleğinin bir parçasını deneyimler.

serdar akar (1)

HALA ARAYIŞIM SÜRÜYOR
– Serdar Akar sineması nasıl gelişip değişiyor?

– Ben aynı şeyleri tekrar tekrar çekmek isteyen birisi değilim. Belki daha henüz o kadar olgun değilim, bu benimle ilgili bir şey. Hala belki arıyorum. Bu benim özel hayatımla da ilgili olabilir, yetiştirilme tarzımla da ilgili olabilir, psikolojik bir şey de olabilir. Ama ben sinema hayatım boyunca da hiç kimsenin düşüncesi, ideolojisi, yaklaşımı içerisine girmedim. Ben sinemasal olarak hep öyle olacağım, o şekilde devam edeceğim sanıldı ama öyle olmadı. Öyle olmadığım anlaşıldı. Başkaları eklendi, bana bulaştı, sonra ayrıldı, değişti. Tüm bu karışıklık içinde ise benim kendi çizgim kaldı, düz bir şekilde giden bir çizgi bu. Belki ne aradığını bilmeyen ama işte bir şey aramaya devam eden bir çizgim var.
– Underground filmlerden biraz daha popüler filmlere geçme nasıl bir durum?
– Çektiğim çoğu filmden çok para kazanmadım. Yani underground olanlar da para kazandırmadı, daha popüler görünenler de öyle çok para kazandırmadı. Yani tahmin edilen, beklenen kadar bir getirisi olmadı açıkçası. Ama ‘Barda’ filmi benim şirketimin çektiği bir filmdi ve underground olarak değerlendirilebilir. İlginç bir şekilde o pek zarar etmedi, hatta az biraz kazandık bile diyebilirim.
– Sinema öğrencilerine, ileride bu piyasaya girecek olanlara ne gibi tavsiyelerde bulunmak istersiniz?
– Bir kere onlar için bir şans olması gerekli. Şöyle bir şans bu; bulunduğunuz dönemde bulunduğunuz okuldaki arkadaşlarınızla bir çeşit sihirli bir şekilde denk gelmeniz gerekir. Mesela bazı okulların belli bir dönem mezunları çok iyidir. Tıp fakültesi 62 mezunları, işte hukuk fakültesi 82 mezunları falan… Bu kişiler birbirleriyle denk geldikleri için böyle başarılıdırlar. Çünkü o sene gökten bir şey düşmemiştir, hocalar aynıdır, dersler aynıdır aşağı yukarı, ancak o dönemde bazı öğrenciler bir araya gelmiştir ve bu bir şanstır. Kardeşlikten öteye bir araya gelmek söz konusudur. İkinci sanş ise içinizde bir şey olmazı lazım, yani yetenek diyorlar ya, onun da bazı sebepleri var galiba. Her insan her şeyde yetenekli olamıyor. Bütün bunların üstüne geçip gerçekten uğraşarak, çalışarak, bütün bunları oldurarak, gerçekten çalışarak, yeteneğin boşluğunun çok çok üstesinden gelebilirsiniz. Mesela çok kitap okursunuz, çok kitap okumak çok zor bir şey değildir. Bu sana kuvvet verir ve bazı boşlukları kapatabilir. Sektöre gidince 10 kaplan gücünde olmak böyle bir şey. Birikimle kazanılan bir güçtür bu.

Serdar Akar ve başarıları
Yeni sinemacılar grubunun kurucusu olan Serdar Akar, ‘Gemide’ filmiyle 35. Antalya Film Şenliği’nde En İyi Yönetmen Ödülü; ‘Dar Alanda Kısa Paslaşmalar’ filmiyle 20. İstanbul Film Festivali’nde En İyi Türk Yönetmen ve En İyi Film Ödülü; ‘Maruf’ filmiyle 21. İstanbul Film Festivali’nde Jüri Özel Ödülü kazandı. Bu filmlerin ardından kendi yapım şirketini kurup popüler filmlere ve TV dizilerine yönelen Akar, Kurtlar Vadisi Irak, Gecenin Kanatları, Behzat Ç. Seni Kalbime Gömdüm ve Behzat Ç. Ankara Yanıyor filmleriyle büyük gişe başarısı kazandı. Bunun yanı sıra Elveda Rumeli, Behzat Ç, Mor Menekşeler gibi dizilerin yapımcılığını ve yönetmenliğini gerçekleştirdi.

Fotoğraf : Doğancan ÇÖMLEKÇİ- İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler ve Reklamcılık Bölümü Öğrencisi