Organik Ve Yerel Tarım Değer Katıyor
4 Haziran 2018
haber (1767 haber)
Paylaş

Organik Ve Yerel Tarım Değer Katıyor

Yaşar Üniversitesi İşletme Bölüm Başkanı Prof. Dr. İge Pırnar ile Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölümü Araştırma Görevlisi Duygu Çelebi, sürdürülebilir tarım uygulamaları ve organik restoranları inceledi.

Son yıllarda çevresel kirlilik ve buna bağlı olarak yaşanan sağlık problemlerinin artması nedeniyle tüketicilerin sağlıklı ve sürdürülebilir tüketime karşı olan ilgilerinin arttığını belirten Yaşarlı akademisyenler, Ege ve İzmir’in; yöresel yemekleri, organik tarım ürünleri, sürdürülebilir organik restoranları ve  artık geleneksel hale gelen yiyecek-içecek  festivalleri ile gastronomi turizminde  dünya çapında potansiyel taşıdığını söyledi

Yaşar Üniversitesi İşletme Bölüm Başkanı Prof. Dr. İge Pırnar, organik tarım ve sürdürülebilirlik konularında yaşanan gelişmelere paralel olarak, tüketicilerin sağlıklı ve sürdürülebilir tüketime karşı olan ilgilerinin arttığını belirtti. Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölümü Araştırma Görevlisi Duygu Çelebi ile birlikte bu bağlamda, sürdürülebilir gastronomi ve organik restoranları incelediklerini kaydeden Prof. Dr. Pırnar, “Ortaya çıkan yeni tüketici ihtiyaçlarının karşılanması açısından sağlıklı ve besleyici yemekler sunan organik restoranlar ve özellikle de organik tarım, sağladığı faydalar doğrultusunda hızla gelişti ve eskiye oranla tüketiciler tarafından daha çok tercih ediliyor” dedi.

Yaşar Üniversitesi İşletme Bölüm Başkanı Prof. Dr. İge Pırnar(solda) – Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölümü Araştırma Görevlisi Duygu Çelebi

Organik tarımın önemine dikkat çeken Pırnar ve Çelebi, organik gıda tüketicilerinin çevre korumasına ve ekolojik sürdürülebilirliğe karşı oldukça duyarlı olduklarının da altını çizdi. Pırnar ve Çelebi, “Organik tarım ve restoranlar; eko turizmi, organik ve sürdürülebilir gastronomi turizmini teşvik etmesi, tüketicilerin yaşam kalitesini iyileştirmesinin yanı sıra çevresel koruma çabalarına yardımcı olması, sürdürülebilir faaliyetleri desteklemesi, yüksek kaliteli, lezzetli ve sertifikalı gıdaları tüketen müşterilere ve gastronomi turistlerine sağlıklı bir seçenek sunması, yerel çiftçilere ve istihdama katkısı, çevreci yaklaşımı benimseyerek yerel tohum kullanımını ve doğal tabiatı korumayı teşvik etmesi açısından da büyük öneme sahip” diye konuştu.

SEFERİHİSAR EN İYİ ÖRNEKLERDEN

Araştırmalarında konu aldıkları, Türkiye’den Cittaslow ağına katılan ilk yer olan Seferihisar’ın, sakin şehir olmanın ilkelerinden olan yavaş yemek ve organik tarıma da yatırım yaptığını, yavaş gıda hareketinin Seferihisar’a birçok fayda sağladığını gördüklerini ifade eden Pırnar ve Çelebi, ilçede, sakin kent olmanın beklenen faydalarının yanı sıra organik ve yarı organik restoranların hızla artmasının da Ege Bölgesi gastronomi turizmi hareketine ek bir katkı sağladığını gördüklerini ifade etti.

EGE’NİN POTANSİYELİ BÜYÜK

Organik tarım ürünlerinin, Ege Bölgesi’ndeki sürdürülebilir yeşil restoranlarda kullanımının iç turizmi oldukça olumlu etkilediğini belirten Prof. Dr. İge Pırnar, bölgenin rekabet gücünü artıran bu restoranların standartlarının yükseltilmesi ve sayılarının artırılması ile doğru kanallarda tanıtımın yapılmasıyla başta Seferihisar olmak üzere İzmir’in ve  genel olarak Ege’nin uluslararası gastronomi turizminde de önemli bir yer edinmesinin sağlanabileceğini vurguladı.

FESTİVALLER İYİ BİRER TANITIM ARACI

Gastronomi turizminin dünyada hızla talebi artan alternatif turizm çeşitlerinden biri olduğunu hatırlatan Prof. Dr. Pırnar, “2015 yılında Dünya Gurme Kentler Ağı’na (DELICE) üye olan İzmir ve Ege’de düzenlenen Alaçatı Ot Festivali, Uluslararası Urla Enginar Festivali, Tire Ot Festivali, Seferihisar Mandalina Şenliği, Uluslararası Sultanhisar-Atça, Nysa Çilek Tarım Kültür ve Sanat Festivali, Akhisar Çağla Festivali, Geleneksel Urla Bağbozumu Şenlikleri, Yemek Festivali-Ege Mutfak Zirvesi, İzmir Şarap Festivali, İzmir Çikolata Festivali, Geleneksel Kemalpaşa  Altın Kiraz Kültür ve Sanat Festivali, Buca Belenbaşı Kiraz Festivali, Germencik Tarım İncir Kültür ve Sanat Festivali, Kavacık Üzüm Festivali, Sarıgöl Uluslararası Sultaniye Üzüm Festivali, Efemçukuru Organik Üzüm Festivali, İzmir Boyoz Festivali, Ayvalık Zeytin Hasadı Festivali gibi pek çok festivali ile Ege Bölgesi, gastronomi turizmi açısından birçok avantaja sahip” dedi.

BÖLGE MUTFAĞI DOĞAL ÇEKİM KAYNAĞI

Zeytinyağlı, sağlıklı ve yöreye özgü yemekleri, organik tarım ürünleri, bölgeye has otları ve baharatları ile Ege mutfağının da yine bölgenin gastronomi turizminde tanınmasını sağlamaya başladığını belirten Pırnar, “Örneğin, zeytinyağı ve otlarıyla meşhur Tire, yerel ürünleri ve mutfağını tanıtan birçok etkinlik gerçekleşiyor, bölgede bu yönde açılan restoranlar var ve bunlar uluslararası arenada ilgi görmeye başladı. Bölge geneline baktığımızda İzmir’den Aydın’a, Denizli’den Muğla’ya Kaz Dağlarına kadar inanılmaz bir coğrafyamız, buna paralel olarak da organik, yerel, sağlıklı ve sürdürülebilir gastronomi ürünlerimiz bulunmakta. Ege Bölgesi’nin kültürel mirasından olan bu ürünler, stratejik planlama, uygulama ve tanıtım ile Ege’yi dünyanın gözde gastronomi turizmi bölgelerinden biri haline getirebilir” diye konuştu.