Gastronomi turizmi İzmir için altın fırsat
3 Kasım 2017Paylaş

Gastronomi turizmi İzmir için altın fırsat

Türkiye Seyahat Acentaları Birliği (TÜRSAB) Gastronomi Turizmi Raporu’na göre Türkiye’ye gelen yabancı turist yeme içme için kişi başına 157 dolar harcıyor. Dünyada yüksek katma değerli turizm alanları arasında yer alan gastronomi turizmi, İzmir için de altın değerinde fırsatlar sunuyor.

Gıda Mühendisi Senem Erdoğan, Yaşar Üniversitesi Turizm İşletmeciliği Anabilim Dalı’nda tamamladığı yüksek lisans tezinde İzmir’in gastronomi çeşitliliği üzerine kapsamlı bir araştırma yaptı. Kentin gastronomisine yön veren 16 kişiyle bir araya gelerek kent ekonomisine katkı sağlayacak öneriler sunan Erdoğan, “İzmir, yerel mutfak özellikleri ile farklı kültür ve deneyimlere ilgi duyan turistler için tam bir cazibe merkezi olabilir” dedi. 

Gıda Mühendisi Senem Erdoğan, Yaşar Üniversitesi Turizm İşletmeciliği Anabilim Dalı’nda tamamladığı yüksek lisans tezinde İzmir’in gastronomi çeşitliliği üzerine kapsamlı bir araştırma yaptı.

KÜLTÜREL ÇEŞİTLİLİK YEMEKLERE DE YANSIMIŞ 

İzmir’in gastronomi alanında sahip olduğu zenginliği pazarlama ve markalaşma boyutunda nasıl geliştirmek gerektiğini Yaşar Üniversitesi’nde tamamladığı yüksek lisans tezinde ele alan Senem Erdoğan, şu önerilerde bulundu:

“İzmir mutfağının karakteristik özelliklerine Levanten, Rum, Göçmen, Girit, Sefarad, Anadolu ve Yunan mutfaklarının izlerini taşıyan tarifler ve geleneksel pişirme yöntemleri hakim. Bu durum İzmir’e gastronomik açıdan büyük bir avantaj sağlamakta. Ancak yerel İzmir mutfağına yönelik tanıtım çalışmaları daha etkili olmalı. Bu amaçla profesyonel şirketlerden destek alınmalı, sosyal medya ve gastronomi alt yapısı olan bloggerlar kullanılmalı, yabancı şefler ve kanaat önderleri davet edilip ağırlanmalı, ses getirecek festival ve etkinlikler düzenlenmeli. Yöresel ürünler yurtdışı fuar ve yarışmalar aracılığıyla öne çıkarılmalı. İzmir ve Yarımada destinasyonunda yapılacak gastronomik etkinlikler çerçevesinde bir gastronomi danışma komitesi oluşturulmalı ve bu komite ayrıca gastronomi turizminin gelişimine yönelik projelere öncülük etmeli. Farklı ülkelerde turizm ofisi işlevinde İzmir mutfağını temsil edecek Ege restoranlarının açılması teşvik edilmeli.” 

FESTİVAL, TUR VE TADIM ETKİNLİKLERİ

İzmir’in öne çıkabilecek sokak lezzetlerinin yanı sıra tarihi restoranların bilinilirliğini artırmak için neler yapılması gerektiğini de ele alan Erdoğan, “İzmir ve Yarımada’yı  temsilen Urla şarabı, sübye, sakızlı Türk kahvesi gibi içecekler ile Urla zeytinyağı, şevketi bostan, ısırgan otu, arapsaçı, sakız enginardan yapılan zeytinyağlı ot yemekleri, fava, midye, boyoz, çağla badem gibi İzmir sokak lezzetleri, İzmir köftesi, Ödemiş köftesi, Tire köftesi ile mübadele ve göçmen yemeklerinin daha çok öne çıkarılabileceği festival, tur ve tadım etkinlikleri düzenlenmeli. Sakızlı Türk kahvesi ve Erkence natürel sızma zeytinyağının uluslararası coğrafi işaretlerinin alınması sağlanmalı ve bu iki ürün uluslararası tanıtımlarda Urla ve Çeşme’nin yıldız ürünü olarak konumlandırılabilir. Tarihi değeri olan İzmir lokantalarının sürdürülebilirliği sağlanmalı. Kemeraltı ve Alsancak gibi İzmir’in birçok semtinde tarihi dokusu, değeri olup birkaç kuşaktır devam eden lezzet deneyimleme noktalarının ‘Gastro turistler’ tarafından keşfedilmesini beklemek yerine, İzmir’in sembolik yerleri ve lezzetleri hem broşür şeklinde hem akıllı telefon uygulaması şeklindeki minik lezzet haritaları aracılığıyla kolayca bulunabilecek hale getirilmeli.”

GASTRONOMİ KOMPLEKSİ KURULMALI

“Yerel gastronomi festivallerine ek olarak, İzmir ve Yarımada’yı kapsayan uluslararası büyük bir gastronomi festivali de gastronomi turizmine katkı sağlayabilir. Örneğin yerel gastronomi festivalleri kapsamında ‘zeytinyağı ve ekmek’ temalı bir gastronomi etkinliği organize edilebilir ya da Yavaş Şehir Seferihisar’ın Ata ekmeği ile Erkence natürel sızma zeytinyağının buluşması sağlanabilir. Yine şarap tanrısı Dionysos’un tapınağının yer aldığı Teos Antik kent çevresinde düzenlenecek bir şarap festivali veya şarap temalı bir gastronomi etkinliği düzenlenebilir. Ege Gastronomi ve Kültür Merkezi gibi geniş kapsamlı hizmet verecek bir gastronomi kompleksi kurulmalı. Konsolosluklarla karşılıklı tanıtım işbirliği yapılmalı ve festivaller kapsamında stratejik ortaklıklar kurulmalı” dedi.   

Senem Erdoğan, “Seyahat Motivasyonunu Etkileyen Gastronomik Unsurlar: İzmir ve Yarımada Örneği” başlıklı tez çalışmasını danışmanı Yaşar Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Gökçe Özdemir Umutlu(solda) ile tamamladı.

İZMİR’İN GASTRONOMİSİNE YÖN VEREN KİŞİLER NE DİYOR

“Seyahat Motivasyonunu Etkileyen Gastronomik Unsurlar: İzmir ve Yarımada Örneği” başlıklı yüksek lisans tezinde İzmir’in uluslararası gastro kimliğe sahip olması için önerilen bazı görüşler ise şöyle oldu:

-“Nasıl gastronominin başkenti Gaziantep’tir diye söyleniyorsa bence sağlıklı beslenmenin sağlıklı yemek kültürünün başkenti de Ege Bölgesi, dolayısıyla İzmir olmalı.”

-“Alaçatı’da şahsen her yerin restoran olmasına karşıyım. Yan yana 100 tane restoran olmaz ki. Ayrıca ben Alaçatı’da fast food yiyecek olmasına da karşıyım. Dünyanın hiçbir yerinde ne Toskana köyünde ne Provance köyünde ne Alsaz’da fast food zincirleri  göremezsiniz.”

-“Urla Enginar Festivali’nin bu kadar ilgi çekmesiyle beraber üretimde çok ciddi bir artış gözlendi. Boş tarım arazilerine halk enginar dikmeye başladı. Üretimdeki artış restoran sahiplerini de memnun etti. Asıl istenen ilçenin enginar ürünüyle tanıtımının yapılmasıdır. Bir Sakız adasındaki sakız ürünü gibi olmasıdır.” 

-“City of İzmir” projesinde İzmir’in mutfak kültürü de paylaşıldı. Bunun gibi birçok proje olmalı. Bu projeye yenilerini eklemek İzmir’in sorumluluğundadır. Sosyal medyanın gücünü kimse yadsıyamaz.”

-“Mesela Tayland’da hükümet profesyonel anlamda başka bir ülkede Thai restoranının açılmasını destekliyor. Çünkü onları birer turizm ofisi olarak görüyor. Orada yemek yiyen insanlar sahip oldukları deneyimin kat kat fazlasını destinasyona gittiğinde bulabileceğini anlatıyorlar.”