Mobil cihazlar sihirli değnek değil
5 Nisan 2017 Paylaş

Mobil cihazlar sihirli değnek değil

Yaşar Üniversitesi Animasyon Bölümü Öğretim Görevlisi Zeynep Akçay, tablet, akıllı telefon gibi mobil teknolojilerin okul öncesi yaştaki çocukların eğitimine ne gibi etkileri olabileceğini araştırmak için bir animasyon filmi tasarladı. Çocukların ekrana dokunarak hikayeye dahil olabildikleri veya yalnızca izleyebildikleri iki animasyonu, 3- 5 yaş arasında 200’den fazla çocuğa izleten Akçay, ortaya çıkan sonuçlara göre; mobil teknolojilerin öğrenmede tek başına mucizeler yaratmadığını, ancak doğru etkileşim modellerinin doğru koşullarda uygulanması durumunda eğitim için yüksek bir potansiyeli olduğunu ifade etti.

Türkiye’de, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu raporlarına göre, mobil abone sayısı 75 milyon, mobil geniş bant abone sayısı ise 51.7 milyona ulaşmış durumda. Mobil cihaz kullananların büyük çoğunluğu, “akıllı” ve uygulama yüklenen cihazları tercih ediyor. Bu da her hanede bir ya da daha fazla akıllı mobil cihaz bulunduğu anlamına geliyor. Gelişen teknolojiye bağlı olarak da mobil uygulamalar ve etkileşimli ekranlar, okul öncesi çocukların yaşamına kaçınılmaz olarak daha sık giriyor. Kimi ebeveynler çocuklarını mobil cihazlardan uzak tutmaya çalışırken kimileri de bunları çocuklarını oyalamak için kullanıyor. Araştırmacılara göre, etkileşimli teknolojiler, çocuklar için fiziksel dünya ile hızla gelişen sanal dünya arasında bir kapı açıyor, ancak bu mecra için kaliteli içerik üretimi ve eğitimde kullanım potansiyeli ise henüz çok fazla değerlendirilmiyor.

200’DEN FAZLA ÇOCUKLA GÖRÜŞÜLDÜ

Yaşar Üniversitesi Sanat ve Tasarım Fakültesi Animasyon Bölümü Öğretim Görevlisi Zeynep Akçay, okul öncesi yaştaki çocuklar için mobil cihazlarda etkileşimli animasyon filmlerinin, bağlanma ve öğrenme üzerindeki etkisini araştırdı. Animasyonun hikaye anlatma gücünü, mobil tabletlerde çocuklara yönelik uygulamalarda çok sık kullanılan bir model olan “dokun-sürükle” yöntemi ile birleştirdiklerini belirten Zeynep Akçay, “Mobil cihazların en önemli özelliklerinden biri değişik etkileşim biçimlerine izin vermeleri. Ancak, okul öncesi çocuklara yönelik hikaye anlatımında ve çocukların bunu anlama ve hikayelerden yola çıkarak belirli becerilerini geliştirmeleri üzerindeki etkilerini araştıran çok az sayıda çalışma var. Projeyi hazırlarken film tasarımı, psikoloji ve müzik bölümlerinden Prof. Dr. Şefik Güngör, Yrd. Doç. Dr. Elif Durgel Jagtap ve Doç. Dr. Mehmet Can Özer ile birlikte çalışarak animasyon filmi hazırladık. Çocukların, filmi sevip bağlanma ve hikayedeki karakterleri anlama oranlarını inceledik. Filmin çocukların ekrana dokunup nesneleri sürükleyerek hikayeyi yönlendirebildiği versiyonu ve yalnızca izleyebildikleri versiyonlarını 3- 5 yaş arasında 200’den fazla çocuğa izleterek onlarla görüşmeler gerçekleştirdik” dedi.

MOBİL TEKNOLOJİLER ÖĞRENMEDE TEK BAŞINA MUCİZE YARATMIYOR

Araştırmanın sonuçlarını anlatan Zeynep Akçay, “Çocuklar, müdahale edebildikleri etkileşimli filmle, yalnızca izleyebildikleri etkileşimsiz filme oranla çok daha fazla iletişime geçtiler ve filme iki kat daha fazla bağlandılar. Filmi izlerken müdahale edebilen 106 çocuktan 76’sı filme yüksek oranda bağlanırken diğer grupta ise 110 çocuktan sadece 48’i aynı oranda filme bağlandı. Ancak çocuklar etkileşimli filmi çok daha zevkle ve motivasyonla deneyimlerken bu motivasyon, filmin içeriğini anlama konusunda kayda değer bir fark yaratmadı. Bu sonuç, çocuklara yönelik etkileşimli mobil uygulamaların en azından ilk deneyimlemede tek başına mucizeler yaratmadığı yönünde önemli bir veri, ancak motivasyon ve bağlanma oranının fazlalığı doğru şekilde değerlendirilirse mobil teknolojinin eğitimde yüksek bir potansiyeli olduğuna işaret ediyor” diye konuştu.